26 Eylül 2017

Belgin AKGÜN

Doğum tarihi: 
21 Ekim, 1983
Cinsiyeti: 
Kız
Kısa bilgi: 

Ben 21.10.1983 Kırşehir’li bir ailenin 4 çocuğunun en büyüğüyüm.

    Ben arkadaşlarımın tabiriyle şeker kız ama kimlik tabiriyle de Mesude Belgin Akgün.     Yaklaşık 9 sene Kırıkkale’de ikamet ettikten sonra, babamın iş yeri şartları nedeniyle 1994’de İstanbul’a taşındık. Ve 15 yıllık öykümün parçaları bu dönemde oluşmaya başladı.     Çocukluğuma dair aklımdakiler sadece okulum ve başarılı bir öğrenci olmamdı ama 1994 sonrası için hatırladıklarım unutulacak gibi değil. İstanbul’a taşınmamızın daha ikinci ayında evimiz yandı. TV’den kaynaklanan bir sorun yüzünden bütün eşyalarımız ve zaten kiracı olduğumuz evimiz yandı.
    Ve şükür Allah’ın izniyle toparlandık derken bu sefer bende ani kilo kaybı, fazla su içme ve sık sık idrara gitmeler baş gösterdiğinde doktora gittik ve adını daha ilk o zaman duyduğum DİYABET (şeker) hastası olmuştum ve tahlillerde şeker düzeyim bir hayli yüksek çıkınca doktorlar beni önce Samatya, sonra Yenimahalle ve daha sonrada Göztepe SSK’ya  sevk ettiler ve ilk tedavim orada başladı. Hemen hastane yatışı ve adının sonradan insülin olduğunu öğrendiğim iğne başlandı. Dr. İLKNUR ASLANOĞLU ve ekibi ile birlikte 4’lü insülin tedavisi ve şeker ölçümleri başlandı. Orada 2 ay yattım ve yattığım sürede Diyabet, insülin, diyet, egzersiz ve diğer diyabetle ilgili bilgilerin eğitimi verildi.                Doktorum iki ay sonra rutin kontroller için randevu vermişti ve bizde 2 ay sonra kontrolümü yaptırmaya gittik annemle, muayene sırasında karında bir şişlik hisseden doktorum bize hiçbir şey söylemeden acil bir USG ve onun sonucu ile de Ürolojiye konsültasyon yazdı. Ailem ve ben sadece denilenleri yapıyor ve doktora hiçbir soru sormuyorduk. Üroloji servisine babamla gitmiştim ve konsültasyon kağıdını ürologlara gösterdiğimizde babamın yanında bana çamaşırlarımı çıkarmamı söylediler ve o an babamla göz göze geldik ama boynumuzu büküp denileni yaptık ve babamın gözleri önünde bana idrar sondası takıldı ve bu şekilde 4 ay süren bir hastane tedavim daha başladı. Bu arada birde katater takma eğitimi aldım ve tanım dosyalarda şöyle geçiyordu. “TİP 1 DİABETES MELİTUS + NÖREJEN MESANE + GRADE II-III HİDRONEFROZ” bu tanı ile yaklaşık 12 sene sonda tedavisi gördüm. Arada ürodinamiler, vodingler, usg’lerle tedavi sürdürüldü ve 2004’e kadar sigortalı devam eden tedavim yeşil kart’a dönüştü ve böylelikle Şişli Etfal maceram başladı. Doktorlar hemen bir tomografi ve röntgen istediler. Bu sonuçlarla birlikte tekrar hastaneye gittiğimizde 2. dahiliye servisine yatışım yapıldı ve tahliller incelemeler, görüntülemeler birbirini takip etti ve bunların sonuçlarının anormal çıkması ile birlikte 9 aylık bir servis yatışım oldu. Bu dönemde sağ elimdekinin Brown Tümör ve buna sebebinde troidlerin olduğu sonucuna varıldı ve troid ameliyatı oldum. Daha sonrasında ise hipokalsemi gelişti ve bacaklarımı kımıldatamadım. Kalsiyum tedavisi, şeker tedavisi ve fizik tedavide başladı. Şekerlerim zaten rayında değildi. Tedavi şekilleri değişmesine rağmen sürekli hipoplisemi atakları gelişti ve tanımı değiştirip Brittle Diyabet tanısını koydular.             Siz bu kadar zaman içinde sıkılıp sıkılmadığımı merak ettiniz biliyorum. Bende bu vakitler nasıl değerlendirilir diye düşünürken doktorumun getirdiği bir kitap ile “kitap kurtluğu” maceram başladı ve kitap okumayı çok sevdim. Kitap okudukça kelime haznem gelişiyor ve yüreğimdeki kelimeleri dizelere dökmeye başladım ve kitap ve şiirler hayatım oldu. Ayrıca müziği de çok seviyorum.                 
    Neyse hastanede çeşitli arkadaşlarım oldu ama bazılarını kaybettim ve bu üzüntüyle şekerlerim yükselmeye başladı ve serumlar ardı ardına takılmaya başlandı ve bu dönemde de damar yolu enfeksiyonu nedeniyle 3 aylık bir koma dönemi ve hatta Ex’lik bir dönem başlamış. Şekerler ve ateşim çok yüksek seyretmiş ve sol elim %20 yaşama şansı ile ameliyata alınmış ve ben uyandığımda hiçbir şey hatırlamıyordum. Sadece kolumun yukarıya asılı olduğunu biliyorum ve karşımda bir grup doktorun ağladıklarını gördüm ve bana “ARAMIZA HOŞGELDİN” dediklerinde ben “nerdeydim ki nereye geldim” dediğimde olayın ciddiyetinin farkına o zaman varabildim.
    Ve hastane maceramın bittiğini düşündüğüm gün geldi ve taburcu oldum. Arada yine rutin kontroller yapılıyordu ve nörojenik mesane tanısı nedeniyle nefroloji kontrollerim tekrar başladı ve doktorum mutlaka diyalize girmem gerektiğini ve damarlarım çok ince olduğu için periton diyalize geçeceğimi söyledi ve o günde benim doğum günümdü. Ne güzel bir hediye değil mi?
    Ve tekrar bir yatış ve 12.12.2005’de periton katateri takıldı. Ve periton diyaliz tedavim başladı. Bunu eğitimi, kuralları derken peritonit yüzünden tam 4. seneye gireceğim gün hemodiyalize alındım. 
    Ve şuan 5,5 aylık hemodiyaliz hastasıyım. Bu durumdan dolayı yakınmıyorum çünkü bu durumun eksilerini değil de artı yönlerini görüyorum. Hayat her zaman düpedüz gitmez ama eğri yolları kendin düzeltmelisin yada eğri yolların da bir çıkışı olacağını bilmelisin.
    Arkadaşlar ben zamanında çok üzüldüm “neden ben, ben ne yaptım” diye sorguladım ama iyiki de böyleyim. Çünkü sizleri tanıdım. Vakıfı vakıf annemizi, vakıf hocamızı kader arkadaşlarımı tanıdım. Bakın size artı bir yön. Bir de şu var bizler çok şanslı ve sabırlıyız.
1.     Tedavimiz var.
2.     İlaçlarız var.
3.     Dostlarımız var.
4.     Ve çok şükür ki sabrımız var.

Not: Sabrı sigara tiryakilerine de diliyorum.

    Son söz vakıf arkadaşlarıma;

    Canlarım kader arkadaşlarım bizlerin elinden hiçbir şey kurtulamaz. Ne hastalık ne sakatlık yeterki umudumuzu yitirmeyelim. Tek dileğim gözlerinizdeki umut ışığının hiç sönmemesi.

Ben şu an psikolojik destek alıyorum ama inanın vakıf ve vakıf arkadaşlarım bu desteği aratmıyorlar. 

Gelelim teşekkür faslına;
    Vakfın kurulmasına önderlik edenlere, vakıf yöneticilerine ve vakıf hocalarımıza, doktorlarımıza en önemlisi benim bugün dimdik ayakta durmamı sağlayan doktor Uğraş Uzun’a sonsuz sevgi ve teşekkürler.

    Canlarım gözlerinizdeki ışık hiç sönmesin hayat yolunuz hep çiçeklensin ama unutmayın ki o hayat yolundaki en güzel çiçekler sizlersiniz.

BELGİN